Tim ist 20 Jahre alt. Er wohnt in Frankfurt. Seine Oma wohnt in München. Tim möchte sie besuchen. Also fährt er mit dem Zug nach München. Tim geht zum Bahnhof. Der Zug kommt um 10 Uhr. Tim steigt ein. Er sucht seinen Platz. Sein Platz ist am Fenster. Tim setzt sich.
Tim 20 yaşında. Frankfurt'ta yaşıyor. Büyükannesi Münih'te yaşıyor. Tim onu ziyaret etmek istiyor. Bu yüzden trenle Münih'e gidiyor. Tim tren istasyonuna gidiyor. Tren saat 10'da geliyor. Tim biniyor. Yerini arıyor. Yeri cam kenarında. Tim oturuyor.
Nach einer Stunde kommt der Schaffner. Er sagt: „Die Fahrkarten, bitte.“ Tim sucht in seiner Tasche. Oh nein! Seine Fahrkarte ist nicht da. Was macht Tim jetzt?
Bir saat sonra biletçi (kondüktör) gelir. "Biletler, lütfen" der. Tim çantasında arar. Oh hayır! Bileti orada değil (yok). Tim şimdi ne yapacak?
Tim ist nervös. Er sagt zum Schaffner: „Entschuldigung, ich finde meine Fahrkarte nicht. Kann ich eine neue kaufen?“ Der Schaffner ist freundlich. Er sagt: „Ja, das geht. Eine Fahrkarte nach München kostet 60 Euro.“
Tim gergindir. Biletçiye: "Afedersiniz, biletimi bulamıyorum. Yeni bir tane alabilir miyim?" der. Biletçi naziktir. "Evet, bu mümkün (olur). Münih'e bir bilet 60 Euro tutuyor." der.
Tim hat Glück, denn er hat genug Geld dabei. Also kann er die Fahrkarte bezahlen. Der Schaffner gibt Tim die Fahrkarte und geht weiter. Tim ist glücklich. Er denkt: „Das war teuer. Aber jetzt kann ich meine Oma besuchen.“
Tim şanslıdır, çünkü yanında yeterince parası vardır. Böylece bileti ödeyebilir. Biletçi Tim'e bileti verir ve yoluna devam eder. Tim mutludur. "Bu pahalıydı. Ama şimdi büyükannemi ziyaret edebilirim" diye düşünür.
Die Fahrt ist ruhig: Keine Kinder rennen durch den Zug, keine Fußball-Fans trinken Bier und singen. Nur ein paar Personen sitzen im Zug. Sie spielen mit ihren Handys oder lesen. Tim liest nicht. Er sieht aus dem Fenster.
Yolculuk sakindir: Trenin içinde koşturan çocuklar veya bira içip şarkı söyleyen futbol taraftarları yoktur. Trende sadece birkaç kişi oturmaktadır. Telefonlarıyla oynuyorlar veya okuyorlar. Tim okumuyor. Pencereden dışarı bakıyor.
In München steigt Tim aus. Seine Oma wartet am Bahnhof. Dann sieht sie Tim und sagt: „Hallo Tim! Herzlich willkommen in München!“
Tim Münih'te iniyor. Büyükannesi istasyonda bekliyor. Sonra Tim'i görüyor ve "Merhaba Tim! Münih'e hoş geldin!" diyor.
Bağlam İçinde Kalıplar
Kelimeleri listelerden ezberlemek yerine hikayedeki sahnelerle hatırlayın:
-
"Sein Platz ist am Fenster." (Yeri cam kenarında.)
-
"Ja, das geht." (Evet, bu mümkün / olur.)
-
"Tim hat Glück, denn er hat genug Geld dabei." (Tim şanslıdır, çünkü yanında yeterince parası vardır.)